Ahmak
Saate baktım sabahın yedisi. Ne yapmalı derken yataktan kalktım. Ama o kadar hızlı kalkmıştım iki sıkkın olan canım tekrar sıkıldı. Bu sıkıntıdan nasıl kurtulacaktım bilmiyorum ama bana nasıl bulaştıgını düşündüm. Kapıma nasıl dayanmıştı da ben onu içeri almıştım.
Bi düşünelim dedim.
İşin içinden çıkamayınca içimden hiç bir şey yapmak gelmedi. Herkesin en bayıldığı hiç bir şey yapmama olayı olanaklarını kullanıyordum sanki.
Sonra tekrar düşündüm ulan dedim ben o adamlar gibi değilim. O zaman boşuna ahkam kesmeyeyim. Sonra onlarında sinirini çıkarmayayım, kimsenin canını sıkmayayım.
Bu gelişim sürecini babama soracaktım olmadı, annem zaten bunlarla ilgilenmezdi. Ben de nasıl olduğunu anlamadan otuzlu yaşlarıma gelmiştim. Bunun bir buhran olduğunu düşünüyordum ilk başlarda, sonra alışıp çevremdekilerinde böyle şeyler yaşamadığını gördüm. Bendeki ögreti farklı bir hal almıştı. Cümleler sağlam olmalı duygudan uzak bir yapıda sıralanmalıydı. Bize ögretilen buydu. Hem bu büyüme sürecinde sevginin, aşkı yakalamış kişilere ahkam kesmemin ne kadar gerzekçe olduğunun farkına vardım.
Artık susmalı mıydım.
Benim düşünce yapımda bir insanla karşılaşmadığım için fikirlerim herkese farklı geliyordu. Demek ki bu konuyu kapatacaktım. Bunu düşündüm. Aşk yuvasının yanından bile geçememiş öyle bir inancı olmayan ben ne konuşabilirdim. Sadece can sıkmaktan ileriye gidemediğim yaşımın ilerlemesi ile bir sıkıntıya düşmüştüm. Sanırım bundan kurtulmak için evden çıkmıyordum.
Bu beklentinin sona ermesi diye bir şey olamazdı. Bir şekilde dostlarımın yaşadıklarına burnumu sokuyordum.
Sanki hepimiz en iyisini bilen adamlardık. Aslında bu noktada benim susup hayretler içinde kalmam gerekiyiyordu. Ufaktan onları kıskanmalıydım. Yaşadıklarının nasıl bir yaratıcılıkla geri döndüğünü kıskanmalıydım.
Benim karanlık, sevimsiz beslenme hayatımda bu tip duygulara yer yoktu. Herkes farklı beslendiği için mi canım sıkılıyordu.
Bu sıkıntı değil miydi bana bunları yazdıran. Bu sıkıntı değil miydi beni ayakta tutan.
Ellerimi açtım hep yazdıgım o küçük ama yürekli çığlıgımı cebime koyup sustum. Bunu yapmaya mecburdum sessizliğin ne demek olduğunu biliyordum ve onunla büyümüştüm.
If you enjoyed this post, please consider to leave a comment or subscribe to the feed and get future articles delivered to your feed reader.

Comments
No comments yet.
Sorry, the comment form is closed at this time.