Yemek
Bana dedigi açık ve netti. Yaşlar ilerleyince bir başka oluyordu her şey. Daha içe kapanan az hareket kabiliyetine sahip ve oldugu yerde kala kalan bir beden. Içinde fırtınalar kopmuyor muydu. Masaya yumrugunu sıkıp haykırdıgı daha dün gibi aklıma gelmişti. Babam uzaklardaydı şimdi. Kendisi bana beni anlatırken arada anneme bakıyordu.
Yemek sonrası işte bu dedi. Bir gerçek önümüzde duruyordu. Ben ona sıkıldığımı can çekiştigimi sözyledim. Memnun olmadıgımı bunun kimseyle alakasız oldugunu her şeyin normal seyirinde olduğunu anlattım. Bana bakıp işte bu normallik bizi bitirdi dedi.
Her şey oldugu yerde sabit bir şekilde duruyordu. Ne ileri ne geri. Babam da yıllarca bundan yakınmış ellerini yumrugunu sıkarak kavga etmişti. Şimdi bu kavgadan galip çıkıp çıkmadıgını bilmiyordu. Bunu kimse ile paylaşmadı. Hala ayaktayım dedi.
Onun yanında yorgun olamazdım. Gölgesine gizlenip yüzümü ona çevirdim. Bana dedi ki: Bir an gelecek işte o zaman kopup gideceksin. Şimdi farkında değilsin ama olacaklara şaşıracaksın.
Bu söz, bu açıklama bana hiç bir şey ifade etmedi. Kitap cümleleri gibi gelmişti. Ama daha sonra yıllar sonra okudugu tüm kitapları dergileri arşivleyen bu adam hepsinden bir gecede kurtulmuştu. Kelime oyunlarını bırakıp sadece müzik için dedi sadece müzik.
Onun bu tutkusu yıllar geçtikçe meyvalarını verdi.
If you enjoyed this post, please consider to leave a comment or subscribe to the feed and get future articles delivered to your feed reader.

Comments
No comments yet.
Sorry, the comment form is closed at this time.