Afallama I
dün gece canım sıkıldı odamda 4 döndüm. 17 m2 içinde dönüşlerim yavaşladı kahvemden yudum alıp cdlerime baktım. binlerce cd üzerime gelirken canım sıkıldı.
hafta sonu babamı ziyaret etmiştim annem çıldırmıştı. odaya giremiyoruz dedi. cdler odayı kaplamış, babam günlerini bu küçük odada kah çan konçertosu kah lazarra tınısı dinleyek geçiriyordu. tekrar odama geri döndüğümde içinde bulundugum dagınıklıktan tiksindim. bir şeyler dinliyordum fakat ne oldugunu idrak etmem epey zaman aldı. oli yanıma gelip kafasını bana yasladıgında sanırım vaktin geldigini anladım. sular kesilecekti ama karanlık ortamda sular şakır şakır akıyordu. piti gibi sudan uzak durup yataga girmeye karar verdim. bilgisayarı kapadıgımda oda daha da bi sessizleşti.
sabah oldu gün ağrıdı diye yataktan kalktım. saate baktım saat 05:00. kendimi alkışladım, evin içinde bir tur attım. canım sıkıldı tekrar vücudumu uyutamazdım. odama geri döndüm. kahve yapsam mı diye düşünürken oli tekrar yanıma geldi. kendisi ile dogruluktan, gelecekten konuştuk. bağlanmaktan bahsettik. beni dinledi anladımı hiç fikrim yok ama iyi bir dinleyiciydi. odadaki kanepeye uzanıp elime boxer dergisini aldım. sayfaları çevirdikçe kadın resimleri üzerime bastı. dergiden kurtulup çok eski bir cd yi player a koydum. tarif kokan müzik vucudumda bir kıpırtaya sebep oldu kanepeye daha da gömüldüm. kitap okuyacaktım canım hala sıkkındı. elimde ne vardı diye boxer dan kurtuldum. müzik biraz eski miydi yoksa hatırlanmaması gerekenleri mi bana hatırlatıyordu.
saate baktım ulan 6 olsada hareketlensek diye düşündüm. giyinip evin içinde salona yöneldim. eski dergileri okumalıydım. ama can sıkıntısı, bedenimin cin fikirleri beni rahat bırakmıyordu. tekrar bilgisayarın başına geçicegime kalem kagıta gömüldüm. evdeki ilk kalem yazmadı son 4 kalemde yazmayınca kalem tutan ellerimin köreldigini düşündüm. saat zar zor 7 olmuştu elimde ufak notlar vardı. kanepeye tekrar uzanıp müzigin sesini açtım. vucudum iç çekti birden sanki oradan uzaklaştım kanepenin köşesine sıgınıp beklemeye başladım. oli ve piti ben nerdeysem oradaydılar ama bu ufak oyugun içine onları almadım. ellerimi hava da tutarak bekledim. çocukkende ellerimi havada tutar beklerdim. sanki biri beni çekip alacaktı. yıllardır kimse gelmeyince bu alışkanlıgımdan sıyrıldım.
artık saat 7 yi geçmişti oli yi alıp dışarı çıktım. o yeşil alanda koşarken benim gözümden yaşlar geldi. aglıyor muydum…
hava o kadar soguktu ki benimle beraber herkes ağlıyordu. oli koştu sıçtı işedi görevini tamamladı hazır olunca yanıma park edip tasmanın takılmasını bekledi. ulan dedim ne düzen. herif ne düzen kurmuş….
eve dönünce artık kahve yapabilirdim. oli pitiyi yalarken kahvemi yudumluyordum. salonda arabaların ışıklarına bakarken bu yolun nereye kadar gidecegini düşündüm.
sonra geçen gün seyrettigim berbat film aklıma geldi. vampirlerin nereden ve neden geldikleri sorgulanmamıştı. adamlar gelip yok etmişlerdi. kadın ağlayarak tanrım demişti de vampir tanrı mı diye kahkahalar atmıştı. ben ise trafigin oluşturdugu kuyrukta kahve yudumluyordum.
bu sıg sularda yüzecek miydim. buna karar vermem gerekti. evden hemen çıkmam gerekti. oliye işe gittigimi söyledim. bana bakıp yere çöktü. koşarak asansöre oradan da kendimi sokaga attım. belki cüzdan bulurum diye hep gözüm yerdeydi. küçük hesaplar yapıp yolu kısalttım. dana sonra ne sıkıcı bir diyaloga girdigimi keşfedip yazıyı bitirdim.
saate baktım ulan geç olmuş dedim.
hemen yatayım..
If you enjoyed this post, please consider to leave a comment or subscribe to the feed and get future articles delivered to your feed reader.

Comments
No comments yet.
Sorry, the comment form is closed at this time.