on
onların dediklerini yapmadım. kendi bildigimden de şüpheliydim. ne yapacagımı bilemedebn yürümeye başladım. aklıma gelen düşüncelerden kurtulmak için yürüyordum. yıllardır yürüyordum ve hiç bir sonuca ulaşamamıştım. digerlerini elimdeki dergiden takip ettim. kıskanmış mıydım. sanmam. ama elimde sıkı tuttugum dergi yi fırlatıp attım.
yıllarca can sıkıntısı yapıp yürümeye başlamıştım. bu bende bir sorun oluşturmuştu. nereye gidecegimi bilmiyordum.
hiç bir ses duymadan arkama bakmadan uzaklaşmak istedim. ellerini açmış her sabah gördüğüm adamın önünde biraz para vardı. alsam mı diye içimden geçirdim. ama bunu filmlerde görmüş ve tiksinmiştin. gerçektten ben o adam mıydım.
kendi mi tanımak için çıkmıştım yola ve koca bir yalancı olarak dönmüştüm. ellerim ağrımız soluk bedenim beni hayata gammazlamıştı. tekrar o eve giremezdim. ya gidecek bir çıkış yolu bulacaktım ya da geri dönüp her şeyi kabullenip yaşımı alıp geçirecektim. beklemek en kötüsüydü. kabullenmek bir parça olabilecek bir şeydi. sonuçta insan mekana zamana göre değişiyordu. bunu ince ince yapabilirdim
If you enjoyed this post, please consider to leave a comment or subscribe to the feed and get future articles delivered to your feed reader.

Comments
No comments yet.
Sorry, the comment form is closed at this time.