sus
Şöyle demiştim. Biraz daha yaşlanayım o zaman dinlerim. Hatta daha da ileri gittim dedim ki biraz daha yaşlanayım o zaman resim yaparım. Bu yaş sınırı neydi bir türlü hatırlayamadım ve asla da ne dinledim, ne de resim çizdim.
Fakat resim için gerekli boyaları aldım, bir kenera koydum ve beklemeye başladım. Bekle bakalım bekle.
Dinleme olayına gelirsek sırtımdaki yükü hafifleticeğime daha da ağır şeyler dinledim. Canım sıkıldı. Bu mu dur dedim, tatmin olmayıp daha da karanlık tarafa yöneldim.
Bu sefeer evden çıkma niyetindeydim ve bunu gerçekleştirmek için bir planım vardı.
Telefonu çevirdim, bekledim ince bir dirt sesi geldi karşıdakinden.
Bekledim alo dedim. O bana mı demişti alo yoksa ben, bu alo ya kayıtsız mı kalmıştım.
Telefon kapandı ellerim boş kaldı. Tekrar arar dedim ama evden hemen çıkmam gerekti. Ne tarafa gideceğimi kestiremeden bu hastalıgın sebepleri ile ugraşmak istiyordum.
Doktor randevusunu saat 14 e çekmiştim. Bana telefonda gülümseyen sekreteri düşündüm. Asla filmlerdeki gibi olmayacagı için bu hayalden hemen uzaklaştım. İleride sokak köpegi simit ve çatal yiyordu, Onun yanına yaklaşıp simitinden bir parça kopardım. Biraz ilerideki güvercinler hemen simitin kıytırık parçasına üşüştü.
Buradan her yöne çekilebilirdim ama içimdeki hiç bir şey yapmama istegi beni bir anda boğmuştu.
Ne olur elimi eteğimi her şeyden çekeyim diyordum.
Bu hayal dünyası beni öyle bir miskin yapmıştı ki etrafım bir anda karardı.
Karanlıkta yolunu arar bir durumda buldum kendimi.
Burada bile çıkış yolunu keşfetmek yerine, sırtımı duvara verip beklemeye başladım. Oh dedim en güzeli beklemek….
If you enjoyed this post, please consider to leave a comment or subscribe to the feed and get future articles delivered to your feed reader.

Comments
No comments yet.
Sorry, the comment form is closed at this time.