73
Ona bir yalan borcum olduğunu söylemiştim. O da bana bir bakış fırlatıp
görürsün dedi. Ne olacaktı ki. Ben tüm güzelliğinin gerisinde ona ulaşamadan
hayaller kuracaktım. O beni aldatıp başka hayaller peşinde koşacaktı.
Ne fark ederdi.
Ha böyle..
Ha istediğim yönde.
Birden elimde olmadan ondan ayrılmak istedim. Ama yapamadım. Bu yıllar
sürdü. Hem monoton giden hayatın içinde yerimi alıyordum, bir yandan da
başkaldırı hareketinin en ön sahlarındaydım. Olan oldu. Salakça davranan
metal kafalı adamın ilerlemesi burada bitmişti ve bu oyunda burada sona
erdi. Arkamdan baktığım zaman pek bir şey göremedim. Ama olanlarla
yaşanmamalıydı.
O sırada uzun süren bir devamsızlık yaşamıştım. Bunu kendi içimde çözeceğimi
sanarak kitaplara gömüldüm. Bir çok soru vardı. Ardından tüm bunların sadece
kelime oyunu olduğunu, her şeyden sıyrılmam gerektiğini düşündüm.
Dolu dolu seni aradım. Bana güvendin.
Ben senin arkana geçmek istedim. Sen denizleri aştın. Sonra durup neler
kazandığını anlattın. Bende tüm bu yapmacık hayata gülümsedim. Kadeh
kaldırdım. Ama sana sarılmadan hayattan biraz nefret ederek sarıldım.
Başta her şey iyi gidiyordu. Doktor ilaçlar etkisini gösterdi dedi. Bende bu
başarımı kutlamak için uzaklarda bir parti ayarladım. Ama o gece eğlenceden
çok alkolden uykuya daldım. Sabah olduğunda yanımda kimse yoktu. Etraf
batmış beni kucaklayan kendi kusmuğumla baş başa kala kaldım.
74
Olacak iş değildi TV nin karşısında zaman kaybetmek istemedim. Onun için
hiçbir planım yoktu. Seni aradım. Beni kabul ettin. Ama üzerine atlamayı
bekleyen bir yırtıcı gibi iyi davrandım. Kısa Türk filmlerinin ağına
düşürdüğü kızlar gibiydin. Bende olmayan bir karakterin en sevimlisi
gibiydim. Bana arkadaşlarını tanıştırdın. Ben onları ukala bulacaktım.
Herkes ukala değil miydi. Zamanla çok çalışman gerekecekti. Diğerleri ile
yatağa girecektin.
Ben seni arayıp artık bir abi gibi hatırını soracaktım. Mahallenin kızı
konumunda seni rahatlatacaktım.
Peki ama yıllar önce göğüslerini, o güzel götün için yazdığım şiirleri
yırtıp atmalı mıydım?
Yoksa gözlerine bakarak hala tüm bu yalanlara devam mı etmeliydim.
Bildiklerimi yazacak olsam çok sıkıcı olacaktı. Bende uyduruk bir dünyada
yaşamaya karar verdim.
Bir ölçüde senin peşinden geliyordum. Ama sana dokunamamak bana daha da
enerji veriyordu sanki.
Bunların gerisinde durup banka oturdum.
Karşımda ufak çocuklar koşuşturuyordu. Annelerine baktım. Aslında nerede
olduğumun hiç önemi yoktu. Bağlanamadığım bu hayatın içinde çalkalanıyordum.
Nereye gideceğimi bilmemek sizlerin huzurunda harika bir duygu. Bunun
dışarıdan bakıldığında kıskanılacak gibi durduğunu biliyorum.
Peki ama ters giden tüm bu düzene sille tokat girsem gerçekten her şey
düzelecek mi. Bu anlamsız kargaşa içinde yaradılışıma değil de
yetiştirilmemden kaynaklanan olumsuzluklara katlanacağım.
Bankın kenarını şimdi yaşlı bir bedenle paylaşıyorum. Torununu bana
gösterirken, kumların arasında kalan çığlıklara kulak kabartıyorum. Sanırım
uzaklarda bir yerlerde olacağım diyorum. Ama bunu nasıl, hangi gücün
yardımıyla yapacağımı bilmiyorum.
Tekrar banktan kalkıp sahil boyunca yürüyecek, spor yapan kayıtsız insanları
göreceğim. Yüzleri gülmeyen kızları, onların arkasından koşan, ne oldum
delisi delikanlıları gözleyeceğim.
75
Kapının yanına geldiğimde bekledim. Artık onlardan uzaklaşmıştım. Tek
derdimin bu zil butonu olduğunu anladım.
Peki ona ulaşacaksam her şey düzelecek miydi?
Kapı açılınca bunu kendime sordum.
Evin içinde kucaklaştım. Yemek güzel geçmiş, eskilerden herkesten
bahsedildi.
Dışarısı biraz soğuktu. Biraz yürümek istedim. Boş caddelerde karnım şiş bir
şekilde yürüyordum. Sokak lambaları gölgemi yansıtmaya çalışırken, ne tarafa
gideceğime karar veremedim. Eve girmek istemiyordum. Canım sıkılmıştı. Cadde
boyunca arabaların ışıklarına takıldım. Sonra ıslak zemin ayağımdan kaymaya
başladı. Biraz ıslanmıştım.
İçim ısınsın diye bir cafe de filtre kahve söyledim. Yudumladığım, sanki
satın aldığım beni oyalayan zamandı. İçeride kahkahalarla bir birini süzen
alımlı kızlar, jöleyi erken keşfeden çocuklar vardı. Ben bu düzlemin
neresinde duracaktım. Onlara bakarak ısındım. Kahkahalarını cebimde
sakladım. O sıcaklık içimi ısıttı. Hepsi bir ateş gibi birbirini yakıyordu.
Oradan ayrıldığımda sana uğramak istedim.
76
Biraz daha yürüyecek oldum ama yağmur hızlanmıştı. Bir taksiye atlayarak boş
sokaklarda dolaştım. Taksicinin de canı sıkkındı. Nereye gideceğini bilmeden
vites değiştiriyor, arada aynadan ağzımdan laf almaya çalışıyordu. Yılbaşı
çekilişinden bahsetti. Ona baktım. Pek konuşmak istemiyordum. Ev alacaktı.
Hayalleri vardı. Tipik basit insanların hayallerini çizdi.
Dar sokağa geldiğimizde taksiden ayrıldım. Biraz geç olmuştu. Ama ben bunu
gerçekten isteyip istemediğime karar veremedim. İstenmeyen adam gibi ağır
adımlarla kapıya yöneldim.
Zilde senin soyadını taşıyan zile bastım. Tepede ışık vardı. beni
kandıramazdın. İnce bir sesle içeri adımımı attım. Otomatik sönene kadar
senin katındaydım. Evin aydınlık tarafı beni aydınlattı. Beni içeri aldın.
Sana sarılacaktım.
Buna izin vermedin. Bir an gitmek istedim ama bu yenilgiyi kabul etmiş bir
adamın düşüncesi olacaktı. Tüm yalanları ortaya koyup konuşmaya başladın.
Seni dinlemeden, sana bakmadan tüm bu gerçekliği geçiştirerek yanına
yaklaştım. İsmini belki içimden tekrarlıyordum. Belki sende başka hayaller
peşinde başka yataklarda olacaktın. Ama karşında ben vardım ve bu benim tek
şansım olacaktı.
Telefon çaldı. Biraz nefes aldık. Artık gitmek istiyordum. Sanki büyüyü
bozan olmuştu da gitmek istiyordum. Çekip gitmek filmlerdeki karelere
özenerek bunu yapmak istedim. Ama sen beni çekip hayır dedin. Bunu neden
yaptın pek anlamadım. Ama gitmem gerekecekti.
Merdivenleri değil de asansörde beklemiştim. Işık sönünce kendimi tekrar
yalnız hissetim. Belki zamanı değildi ama tekrar yukarı çıkmak istedim.
77
Artık nereye gideceğimi biliyordum. Bu oyunun sonunda eve dönemezdim. Bunu
tekrarlamış mıydım.
Kapıyı açtım. Hala anahtarım vardı. Gidecek en huzurlu yere adım attım.
Biraz müzik dinleyecektim. Ama kanepede uyuya kaldım.
Sabah babam üzerimi düzeltiyordu. Göz ucuyla ona baktım. salonun kapısında
annemle konuştu. Birbirlerine sarıldılar……….. dediklerini duydum.
Anne baba 2005
If you enjoyed this post, please consider to leave a comment or subscribe to the feed and get future articles delivered to your feed reader.

Comments
No comments yet.
Sorry, the comment form is closed at this time.