Ahmak
Saate baktım sabahın yedisi. Ne yapmalı derken yataktan kalktım. Ama o kadar hızlı kalkmıştım iki sıkkın olan canım tekrar sıkıldı. Bu sıkıntıdan nasıl kurtulacaktım bilmiyorum ama bana nasıl bulaştıgını düşündüm. Kapıma nasıl dayanmıştı da ben onu içeri almıştım.
Bi düşünelim dedim.
bakama
bakama ellerinde ne varsa boşaltmıştı. yoksa ceplerindekileri mi masaya bırakmıştı. bunu anlamak için masadan ayrılmasını bekledik. o içeri odalardan birine dalarken arkamdaki gölgelerle masaya yanaştım. onların fısıltılarını duyar gibiydim. bende bu fısıltı eşiğine katılarak dediklerini tekrarladım.
Metallica - Death Magnetic
Şimdi boyumuz o kadar uzamadı. Metallica hakında ileri geri konuşacak yeni yetmelerden değiliz. Önümüzü ilikleyip saygı duruşuna geçenlerdeniz.
the strangers
Sevimsiz insanlar topluluğunda yaşadığımız için beğeninin nasıl algılandıgını bilmiyoruz. Aslında sorun nasıl eglenecegimizi bilmememizden de kaynaklanıyor. Keyfini çıkarmak, bizim gibi az gelişmiş canlılar için olası bir durum degil. İyi bir şov seyrederken Cem Yılmaz’ın dedigi gibi hasılatı hesaplıyoruz ya da kesin ip var hacı deyip o anın içine sıçıyoruz.
İşte bazı filmler vardır ki neden, niye lan diye soramazsınız. Yıllarca seri katillere neden sorusunu sormaları ve cevabının fındık kadar büyük olması insan denen denyonun çok büyük sonuçlar araması…
O kadar uzaga gitmeye gerek yok.
Yemek
Bana dedigi açık ve netti. Yaşlar ilerleyince bir başka oluyordu her şey. Daha içe kapanan az hareket kabiliyetine sahip ve oldugu yerde kala kalan bir beden. Içinde fırtınalar kopmuyor muydu. Masaya yumrugunu sıkıp haykırdıgı daha dün gibi aklıma gelmişti. Babam uzaklardaydı şimdi. Kendisi bana beni anlatırken arada anneme bakıyordu.
Yemek sonrası işte bu dedi. Bir gerçek önümüzde duruyordu. Ben ona sıkıldığımı can çekiştigimi sözyledim. Memnun olmadıgımı bunun kimseyle alakasız oldugunu her şeyin normal seyirinde olduğunu anlattım. Bana bakıp işte bu normallik bizi bitirdi dedi.
cumaa
onun adını anma dedi.
bunu tekrarlayacak mısın.
bu soru mu
Afallama I
dün gece canım sıkıldı odamda 4 döndüm. 17 m2 içinde dönüşlerim yavaşladı kahvemden yudum alıp cdlerime baktım. binlerce cd üzerime gelirken canım sıkıldı.
hafta sonu babamı ziyaret etmiştim annem çıldırmıştı. odaya giremiyoruz dedi. cdler odayı kaplamış, babam günlerini bu küçük odada kah çan konçertosu kah lazarra tınısı dinleyek geçiriyordu. tekrar odama geri döndüğümde içinde bulundugum dagınıklıktan tiksindim. bir şeyler dinliyordum fakat ne oldugunu idrak etmem epey zaman aldı. oli yanıma gelip kafasını bana yasladıgında sanırım vaktin geldigini anladım. sular kesilecekti ama karanlık ortamda sular şakır şakır akıyordu. piti gibi sudan uzak durup yataga girmeye karar verdim. bilgisayarı kapadıgımda oda daha da bi sessizleşti.
Maroon -The Cold Heart Of The Sun
Tembellik müzesi açıldı
![]()
Kolombiya’nın başkenti Bogota’da tembelliğe ithaf edilen bir müze açıldı. İnsanları tatil ve izin döneminde tembellik ile bunun karşıtı olan aşırı çalışma konusunda düşündürmeyi ve arada bir denge kurmayı amaçlayan müzenin ilk etkinliğinde, televizyon önüne yerleştirilen kanepeler, hamaklar ve yataklar gibi kaytarmakla ilgili her türlü obje yer aldı. Valiliğin sponsorluğunda açılan müzenin ziyaretçileri, 1 haftalık etkinlikte tembelliklerini doya doya yaşayacak.
Yaglı urgan 10 saniyede öldürüyor
Dünyanın önde gelen bilim dergisi New Scientist, “insan ölüm anında ne hisseder, ölüm nasıl olur” sorularına yanıt aradı. New Scientist, İskoçya’daki Caledonian Üniversitesi’nden psikolog Cynthia McVey’in, ölümün eşiğinden dönenlerle görüşerek ve bilimsel incelemeleri bir araya getirerek yaptığı araştırmayı yayımladı. Ölüm anlarından şunlar yaşanıyor:
Read the rest of this entry »
